Tüm Yazılarım

Ağaç Ev Sohbetleri #3

Ağaç Ev


Bu haftaki yazıya biraz geç kalmış olabilirim ama yinede yazmak istedim.

Bu hafta ağaç evde, farklı şehirlerde hatta farklı ülkelerde yaşayan ancak her hafta ağaç evde toplaşan kişiler olarak  yaşadığımız şehirleri konuşmayı istedik ve sorumuz bu şekildeydi: Yaşadığınız şehrin sevdiğiniz ve sizi oraya bağlayan özellikleri nelerdir? Şehrinizde gitmeyi tercih ettiğiniz yerleri, meşhur yemekleri ve bir gün uğrarsak bize önerebileceğiniz aktiviteleri tanıtır mısınız?

Kendi şehrimi kısaca özetlemek gerekirse Tantuni ve Narenciye demem yeterlidir :) Benim şehrim Mersin beni Mersin'e en çok bağlayan özellikleri Sahilleri ve Yemekleri kesinlikle ve doğma büyüme mersinli olmam.

Şehrimde aslında yaptığım bir çok aktivite var bunlardan önermek gerekirse ilk olarak yüzmek için gerçekten deniz dışında birçok şelale ve doğal ortamlar bulunuyor.

Şimdi sizlere yapabileceğiniz aktiviteleri sıralamak istiyorum.

1. Yerköprü Şelalesi - Mut

Yerköprü Şelalesi - Mut

2. Mersin'de Bir Tantuni Gümlet

Mersin'de Bir Tantuni Gümlet

Bursa denilince iskender, Eskişehir denilince cibörek gibi elbette Mersin denilince akla ilk gelen lezzet olarak tantuni (Bilgehan için vazgeçilmez bir lezzet 🙂 ) de gerçek bir Mersin deneyiminin olmazsa olmazlarından. Bilmeyenler için tantuni temelde, çok küçük kuşbaşı doğranmış etin önce haşlanıp sonra kızgın sacda yağ ve toz biberle çevrilmesiyle hazırlanan ve lavaşa sarılarak yenen bir nevi dürüm çeşiti.

4. Denizin Ortasındaki Kaleye Çık: Kızkalesi – Erdemli

Denizin Ortasındaki Kaleye Çık: Kızkalesi – Erdemli

Kızkalesi Erdemli’deki en bilinen turistik yerlerden biri. Erdemli’de diye geçse de aslında Erdemli’ye 23 kilometre uzaklıkta, Mersin’e ise yaklaşık 60 kilometre. Kızkalesi bazı yerlerde Deniz Kalesi olarak da geçebiliyor bu yüzden o şekilde duyarsanız kafanız karışmasın. 😉

5. Yerin 30 Kat Altına İn : Cennet – Cehennem Obrukları – Silifke

Yerin 30 Kat Altına İn : Cennet – Cehennem Obrukları – Silifke

Bu çöküntüler, bundan milyonlarca yıl önce, hatta insanlık daha ortada bile yokken, Miyosen Çağ’da (günümüzden 23 – 5 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimi) mağaraların tavanının çökmesi sonucu oluşmuş. Cennet, içine merdivenle inilebilen, en dibinde de bir mağara olan, Cehennem ise içine sadece dağcılık ekipmanı ile inilebilen darlıkta ve derinlikteki obruk. Cennet çukuru, ismi gibi bir o kadar ferah, vaha gibi, ve inmesi çıkması kolaysa Cehennem de adı gibi bir o kadar ürpertici, inmesi çıkması meşakatli bir yer. Elbette siz de bizim gibi Cehenneme seyir terasından bakmakla yetineceksiniz ama 450 basamaklı Cennet çukuruna inmeden dönmek olmazdı şimdi. Cehennem gerçekten derin. 128 metre yani 30-35 katlı bina. İsminin de muhtemelen veriliş nedeni iniş-çıkış şansının olmaması ve seyir terasında aşağıya baktığınızda derinliği nedeniyle ürpermeniz. Tabanlara kuvvet! 450 basamağın 300’üncü basamağına denk gelen mağaranın ağzında bir de kilise var.

6. Kanlıdivane Antik Kenti – Erdemli

Kanlıdivane Antik Kenti – Erdemli

Kanlıdivane, M.Ö. 3. yüzyılda kurulmuş Olba Krallığı’nın antik şehri ve kutsal yerleşim yeri. Korkunç bir rivayete göre şehrin ortasında bir obruk varmış ve obrukta vahşi hayvanlar beslenirmiş. Krala itaatsizlik edenler de içine atılarak cezalandırılıyormuş. 😳  Hatta buraya Kanlıdivane denmesinin sebebi de buymuş, diğer bir söylenti de toprağı kırmızı olduğu için Kanlıdivane dendiği. Antik şehre zamanında Romalılar, Bizanslılar sahipmiş. Hatta Bizanslıların burada yaşadığı dönemde buraya bir Hristiyanlık merkezi kurulmuş; kutsal sayılmasının nedeni de obruğun çok büyük olması. Obruğun büyüklüğü ve buranın senelerce dini merkez olarak anılması insanlara buranın tanrısal olduğu düşündürmüş. Kanlıdivane yarım saatte gezebileceğiniz bir yer, çok büyük değil yani.

7. Adam Kayalar – Silifke

Kanlıdivane Antik Kenti – Erdemli

Adam kayalar Mersin‘in Erdemli ilçesinde ve Şeytan Deresi Vadisi’nde. Kızkalesi’ne 5 kilometre uzaklıkta yani arabanız varsa 7-8 dakikada ulaşabilirsiniz. Adam kayalar ismini kayaların üstüne yapılan insan kabartmalarından almış. Yaklaşık M.Ö 2.-3. yüzyıllarda yapıldığı söyleniyor ama bu kesinleşemeyen bir bilgi. Kabartmalar; 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, 1 dağ keçisi ve 1 kartal olmak üzere farklı şekillerde yapılmış. Aslında dünya çapında bu kadar ilgi çeken bir turist noktası olsa da Adam kayalar herkesin ulaşabileceği bir yerde değil çünkü dik bir yamaçta yer alıyor. Bu yüzden kayalıkları geçip ulaşmak için ciddi bir efor ve uygun ayakkabılar gerek. 😉 Eğer beni zorlamaz derseniz Adamkayaların çevresine mutlaka gidin deriz çünkü çok önemli bir arkeolojik nokta.

Daha bir çok aktivite var ama buraya yazmakla sığmayacağı için burada sonlandırmak istedim eğer merak ettiğiniz bir şey varsa yorum bölümünde belirtebilirsiniz.

Kürk Mantolu Madonna Kitap Yorumu

Sabahattin Ali

Bu aralar buraları boşladığımın farkındayım ama mazeretim var :) okullar başladığı için ilgilenmem zor oluyor sadece boş zamanlarımda yazabiliyorum. (Görsel bana ait değildir.)


Bugün ki yazımda herhalde benden başka okumayanı kalmayan Kürk Mantolu Madonna'nın yorumunu sizlerle paylaşacağım fakat öyle havalı cümleler falan beklemeyin çünkü bu tür yorumlama yazılarını pek beceremem. Yine goygoy yaptık lafı fazla uzatmadan başlayalım.


Öncelikle kısaca özetinden bahsedeyim (Özet bana ait değildir Yazar Okur sitesinden alınmıştır) 


Rasim 25 yaşlarındayken çalıştığı işinden kovulur. Birçok yerde iş bakar, ama bulamaz. Ona iş bulması için arkadaşı Hamdi’den rica eder. Çünkü tek çare o’dur. Hamdi de, onu kendi bürosunda işe alır. Maaşı azdır, ama Rasim buna mecbur olduğu için boyun eğer.

İşinin ilk gününde ona tahsis edilen odada Raif adlı bir beyin olduğunu öğrenir. Herkes Raif Bey için “sessiz, hiç konuşmaz, yıllardır buradayım ama onun hiç konuştuğunu görmedim, yaptığı Almanca çeviriler de son derece kötü” gibi yorumlar yapar. Bu Rasim’in kafasını karıştırır ama kulak asmaz. Raif Bey’le tanışırlar. Ama dendiği gibi kendisi iş dışında hiç konuşmaz. Ama Rasim’de, Raif Bey’e karşı bir sempati oluşmuştur. Çizgili suratında birçok yaşanmışlığın olduğunu düşünür.

Arkadaşı Hamdi, Raif Bey’e sürekli çeviriler vermekte, Raif Bey’de kısa sürede tamamlamaktadır. Genelde herkes, Raif Bey’i azarlar, bağırıp çağırırlar ama Raif Bey hep sessiz kalır. Yüzünde hiçbir durumda sevinç, üzüntü veya şaşkınlık oluşmaz. Bu durum karşısında zamanla Rasim’de onun çekilmez biri olduğunu düşünmeye başlar.

Rasim, Raif Bey’in sürekli çekmeceden çıkarıp gizlice okuduğu bir defter olduğunu görür ve bunu ona sorar. Raif Bey “önemsiz” diyerek onu geçiştirir. Bir gün Raif Bey’in bir çeviri yapması gerekir ama hastalığından dolayı iş yerinde olmadığı için işleri evine Rasim götürür. O zaman, ailesini de tanımış olur ve Raif Bey’in cidden zor bir hayatı olduğuna kanaat getirir.

Bayağı kalabalık bir ailesi vardır ve çok baskıcılardır. Rasim, bunu kapıdan girer girmez anlar. Raif Bey’in üzerinde bir hakimiyet kurmuş gibilerdir. Her işlerini ona yaptırırlar. Ama zavallı Raif Bey’in hiç sesi çıkmaz. O günden sonra Raif Bey ve Rasim, çok iyi anlaşırlar. Beraber alışveriş yaparlar, sohbet ederler, birbirlerine misafir olurlar. Son zamanlarda Raif Bey’in hastalıkları iyice sıklaşmış durumdadır. “Sürekli evden çıkıp gidiyor, hiç kendine dikkat etmiyor, çok ince giyiniyor” diye yakınır kızı. Son hastalığı çok ağırdır Raif Bey’in. Ölüm derecesine gelmiştir. Rasim’i çağırıp o defteri getirmesini ve yakmasını söyler. Ama Rasim merakına yenilip okumaya başlar…

O yıllarda Raif Bey gençliğinde de çok sessiz, arkadaşı olmayan, insanlarla konuşamayan, mülayim bir gençtir. Ama içinde fırtınalar kopmaktadır. “Avrupa’yı merak ediyorum” der defterin her sayfasında. Bir gün eline Avrupa’ya gitme fırsatı geçmiştir. Babası sabuncudur ve Raif’e “Almanya’da işçiler aranıyormuş, oraya git bir sabun fabrikasına gir” der. Raif Bey’de dediğini yapar. Bir pansiyon kiralar ve hayatına burada devam etmeye başlar. Babasının dediği gibi bir sabun fabrikasına girer. İşi rahattır. Sonra bir gün caddede gezerken, bir resim sergisi olduğunu görür. Gayri-ihtiyari içeri girer. Resimleri incelerken çok sıradan olduklarını düşünür. Ta ki, Maria Puder’in Kürk Mantolu Madonna resmine kadar…

Bu resim Raif Bey’de çok büyük etki uyandırır. Adeta aşık olur. Kitap okurken, yemek yerken, işteyken… Hep o resmi düşünür (Resim, Maria Puder tarafından çizilmiş bir otoportredir). Raif Bey, her gün o sergiye gitmekte, sergi kapanana kadar o resmi incelemektedir. O kadar sık gider ki, artık oradaki çalışanlar, Raif Bey’e aşina olmuşlardır. Bir gün Raif Bey, gene dikkatle o resmi izlerken, bir kadın ona sokulup fikrini sorar ama Raif Bey ilgilenmez. Halbuki o kadın, Kürk Mantolu Madonna’nın ta kendisidir. Maria Puder, feminist ve erkeksi bir kadındır. Çok uçarıdır ve canı ne isterse onu yapar.

Bir gece Raif Bey yolda yürürken, bir kadın görür. Kürk Mantolu Madonna’sına benzetir ve peşinden gider ama yakalayamaz. Sonraki gece, aynı yerden geçer hissiyle orada beklemeye başlar ve cidden geçer de. Bu sefer takip eder ve bir gece kulübü olan Atlantis’e girdiğini görür. Peşinden o da girer. Atlantis’te keman çalan, şarkı söyleyen bir kadın olduğunu görür Maria’nın. Gösteri bitince Maria, Raif’in masasına oturur. Ve arkadaşlıkları burada başlar. Beraber birçok şey yaparlar. Yemek yemeye, sinemaya, ormana, botanik bahçelere giderler. Birlikte olurlar. Çok güzel günler geçirirler birlikte. Maria her seferinde Raif’e umutlanmaması gerektiğini, kimseye güvenemediği için sevemediğini söyler. Ama Raif onu kendine aşık edeceğine hep inanmıştır. Ve Maria’da Raif’in bu naif kişiliği karşısında daha fazla dayanamaz ve kendini Raif’in kollarına bırakır. Birbirlerine sırılsıklam aşıktırlar.

Sonra bir gün Raif’e; “Baban öldü, çabuk gel” diye bir telgraf gelir. Bunun üzerine Raif, babasının yanına, Türkiye’ye döner. Maria’yla planlar yapmışlardır. Türkiye’deki işleri yoluna koyup, işleri devralıp gelecektir. Ancak işleri biraz uzar. Maria’yla mektuplaşmaları devam etmektedir. Ancak, Maria’nın mektupları birden kesilir. Aylarca cevap alamayan Raif, merak edip Almanya’ya gider. Komşusu Maria’nın amansız bir hastalığa yakalanıp öldüğünü söyler. Bunu duyan Raif’in hayatı kararmıştır. O günden sonra hayatı hiçbir zaman yoluna girmemiş, başkaları tarafından yönetilmiş bir hayatı olmuştur. Yıllar sonra, Ankara’da Maria’nın kuzeniyle karşılaşır. Yanında bir de kız çocuğu vardır. Maria’nın kuzeni, bu çocuğun Maria’nın olduğunu ve babasının bir Türk olduğunu ama kim olduğunu bilmediklerini söyler. Sonra trenin zili çalar ve küçük kız trene binip uzaklaşır.

Rasim, defteri geri vermek için Raif Bey’in evine gider, ancak Raif Bey çoktan ölmüştür. İş yerine, Raif Bey’in masasına gider, defteri açar ve tekrardan okumaya başlar…

Kürk Mantolu Madonna'yı uzun zamandır okumak istiyordum , dün yapacak işim kalmadığından kitap okumaya karar verdim dolabımdan Kürk Mantolu Madonna adeta bana ''ben ben beni oku'' diye bağırıyordu. (Şaka şaka havalı olsun diye böyle yazdım :D) 

Kitabı okumaya başladığımda ilk başlarda biraz yavaş gidiyordu ama 60. sayfalara geldikten sonra asıl hikaye başlıyor. Bu tarz aşk hikayelerini gerçekten çok seviyorum içinde böyle eski şeyler bulunan bilmediğimiz şeylerle dolu olan kitaplar sanırım bu kitapta 1943'de yazılmış. 


Kitap içerisinde anlamını bilmediğim o kadar çok kelime var ki anlamını bilmediğim kelimelerin neredeyse çoğunun anlamına bakmaya gayret ediyordum. 


Sabahattin Ali'nin gerçekten çok iyi bir kalemi varmış bunu yeni fark ettim zaten Kü

rk Mantolu Madonnayı bitirdikten hemen sonra Kuyucaklı Yusuf'a başladım onunda bunun kadar güzel olacağından eminim.

Kitabın sonunu çok beğenmesemde genel olarak harika bir kitap olmuş beğenmedim derken yanlış anlamayın sanki sonu aceleyle yazılmışta hemen bitireyim gibi olmuş biraz daha uzatılabilirdi ''bence'' Ama genel olarak çok güzel ve başarılı bir kitap olmuş okumadıysanız beğeneceğinizden kesinlikle eminim.

Ağaç Ev Sohbetleri #2

Ağaç Ev Sohbetleri

Taha & Edischar'ın başlattığı ''Ağaç Ev Sohbetleri'' adlı etkinliğinin 2. Haftasındayız bu etkinliğe sizlerde katılabilirsiniz  detaylar'a buradan ulaşabilirsiniz. Bu haftaki konu ise Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz? 

Gelecek nesilleri çevre kirliliğinden dolayı bekleyen tehlikelerden bahsediliyor. Bu tehlike dünyadaki kaynakların bilinçsizce tüketilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Dünyada insan nüfusu hızla artmakta, 40 yıl sonra 9 milyar insan yaşıyor olacak.

Hep petrolün biteceğinden bahsedilmekte, insanlar için petrolün bitmesinden daha vahim tehlikeler beklemekte, bütün doğal kaynaklar konusunda sıkıntı çekeceğiz.

Kaynakların tüketilmesi ve çevre kirliliği böyle devam etmesi durumunda, insanlığın asıl bekleyen tehlike açlık ve susuzluk tehlikesidir. Yeni çözümler bulmamız gerekmekte, azalan tarımsal alanlarla, %40 daha fazla bir nüfus nasıl doyurulur. Bu nüfusa hızla tükettiğimiz doğal temiz su kaynakları nasıl yeter. Balık türlerinin bir çoğunu yok ettik, yok etmeye devam ediyoruz. Hızla artan bu nüfus balık olmadan beslenmek zorunda kalacaktır.

Bu tehlikelerin nedenleri, insanların doğayı insafsızca ve bilinçsizce tüketmesidir.

Peki bunlar için nasıl önlemler almalıyız ? benim düşüncelerim aşağıda yer alıyor.

* Enerji dostu ampuller kullanılmalı.
* Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.
* Doğru ışıklandırma kullanılmalı.
* Klima yerine vantilatör kullanılmalı.
* Evler ısı kaybına karşı yalıtılmalı.
* Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.

Su kaynaklarının kıtlığı da bir başka önemli sorun. Ancak, alınabilecek önlemler de yok değil.

* Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.
* Daha az su tüketen yeni teknoloji klozetler kullanılmalı.
* Klozetlere asılan temizleme maddeleri kullanılmamalı.
* Çamaşır suyu tüketimi en aza indirilmeli.
* Akan tesisatlar onarılmalı.
* Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.
* Suyu, kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanılmalı.

Çevre örgütleri, tüketicileri ulaşım sektörü konusunda da uyarıyor. 
Bu sektör, yenilenemeyen enerji kaynaklarının baş tüketicisi ve sektörde kullanılan gazların emisyonları, hava kirliliğine, iklim değişikliklerine neden oluyor. Bunlar içinde alabileceğimiz önlemlerde var.

* Toplu taşıma araçları tercih edilmeli.
* Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürümeli.
* Kurşunsuz benzin tüketen araçlar tercih edilmeli.
* Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.
* Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı.

Sizde kendi düşüncelerinizi bizlerle paylaşmak isterseniz Taha veya Edischar'ın bloglarını ziyaret edip detaylara ulaşabilirsiniz.


Shazam | Kullandıklarım #1

Shazam Nedir ?

Bugün Kullandıklarım serisinin ilk yazısıyla karşınızdayım bu yazımda Shazam'dan bahsedeceğim hadi ozaman şekilli cümlelerle yazımıza devam edelim :)
Artık "bu şarkının adı neydi?" diye merak etmenize gerek kalmadı. Artık bu sorunun cevabını bizim için Shazam veriyor.
Alışveriş merkezindeyiz, bir şarkı duyduk ve çok hoşumuza gitti. Hemen arkadaşlarımıza; ‘ya hani bir şarkı vardı “nırım nırım?” diye başlayan hani bi kız söylüyodu?’ diyemeyeceğimiz için, artık bize şarkıyı duyar duymaz tanıyan Shazam gerekli ! 

Nasıl Kullanılır?

Yıllarca süren “ya bu şarkının adı neydi?” geyiğini bitiren uygulama shazam, çok basit çalışıyor. Uygulamaya girer girmez "touch the Shazam" yazısı ile karşı karşıya kalıyoruz. Ana ekrana tıkladıktan sonra shazam internetin hızına göre 2 sn ile 6 sn arasında bir süre zarfında bize dinlettiğimiz şarkıyı buluyor. Shazam aynı zamanda da sanatçı dostu olarak biliniyor. Çünkü bir şarkıyı dinlettiğiniz zaman şarkının kimin olduğunu söylemesinin yanı sıra size youtube linkini, satın alma linkini de veriyor. Rakamlarla konuşacak olursak sadece shazam 2012 yılında 300 milyon dolarlık dijital müzik satışı yaptırmıştır. Bu da oldukça yüksek bir rakam. Şu anda dünyanın en zengin insanı olarak kabul edilen Meksikalı iş adamı Carlos Slim, shazama 40 milyon pound yatırım yapmış ve kendi gsm grubunun sattığı tüm telefonlarda yüklü olmasını istemiştir. Carlos Slim’e göre sadece shazam bile akıllı telefon almak için geçerli bir sebeptir. 
Gerçekten güzel bir uygulama kullanmanızı gerçekten tavsiye ediyorum sizinde eklemek istedikleriniz varsa yorum bölümünü şenlendirebilirsiniz.

Dizi Ve Film Mimi #2

Mim #2

Yaptığım ilk mimden sonra bloguma bir canlılık geldi ve yeni arkadaşlarla tanıştım bu duygu gerçekten çok güzel bir şey insanların sizin yazdığınız şeylere önem verip yorumlaması bu duyguyu dahada arttırmak için 2. mimimi yazmaya karar verdim bugün ki mimde ise dizi ve film mimi yapmak istedim kimseyi etiketlemiyorum bu yazıyı okuyan herkesin cevaplayabilir.

1. Yıllar geçsede izlemekten sıkılmam dediğiniz dizi ve film hangisi ?

Film olarak herkesin söyleyeceğini düşündüğüm benimde favorim Harry Potter :) dizi olarak ise şuanlık Stranger Things sanırım :) 

2. En sevdiğiniz oyuncu kim ? (kız ve erkek)

Erkek olarak Daniel Radcliffe kız olarak ise Emma Watson

3. En sevdiğiniz dizi veya film repliği hangisi ?

Gülersen,bütün dünya seninle güler... Ağlarsan tek başına ağlarsın ''Oldboy''
4. Dünyasında yaşamak istediğiniz dizi veya film hangisi ?

Sanırım Harry Potter'ın Hogwards okulunda yaşamak isterdim. 

5. En sevmediğiniz oyuncu kimdir ?

Sanırım en sevmediğim oyuncu Bonnie Wright yani Harry Potter'dan Ginny Weasley yani tam olarak neden sevmediğimi bilmiyorum ama bir türlü kanım ısınmadı o yüzden yazmak istedim :)

Bu yazıyı okuyan herkesin cevaplamasını istiyorum o yüzden kimseyi etiketlemedim yazdığınız yazıları yorum bölümünde belirtirseniz bende kolayca ulaşabilirim :)

Ağaç Ev Sohbetleri #1

Ağaç Ev Sohbetleri #1


Edischar ve Taha' dan yeni bir etkinlik daha... Herkese içten bir merhaba :)

Geçen hafta başlattığımız Keşf-i Blogger Etkinliğine çok güzel geri dönüşler verdiniz. Bu sayede birçok yeni blogger tanıdık, birbirimizle etkileşime girdik, çok da güzel oldu. Ama bu etkinlik sadece karşılıklı takipleşmekle kalmamalı tabi ki. Bundan sonraki süreçte bu kaynaşma havasını koruyarak, her blogun birbiriyle etkileşime girdiği, daha aktif olabileceği yeni bir etkinlik oluşturmayı düşündük. Etkinliğin adı, Ağaç Ev Sohbetleri.

Belki her blogun ayrı bir formatı var, kimi kitap, kimi sinema, kimi müzik üzerine yazılar yazıyor. Ancak burada hedeflediğimiz, en azından haftanın bir günü, geniş katılımlı olarak, ortak bir konu üzerine konuşmak.

Bu formatta, her Pazartesi akşamı yeni bir konu üzerine yazılar yazacağız. Bu konular, herkesin üzerine birkaç kelam edebileceği, gündelik hayattan tartışma konuları olacak. Bir nevi kalabalıktan kaçıp, bir ağaç evde toplaşıp sohbet etmek istiyoruz işte :) Ardından dileyen herkes bu konu üzerinde kendi yazısını paylaşabilir.

Bu yazıların unutulup gitmesini de engellemek istiyoruz. Haftanın sonunda, konuyla ilgili içerik yazan tüm bloggerların linkini bulacağınız paylaşımlar da yapacağız. Böylece ortak belirlediğimiz bir konu hakkında, katılan her bloggerın fikrini okuyup, gittikçe büyüyen ortak bir fikir kütüphanesi oluşturmayı planlıyoruz.

Gelelim ilk haftanın konusuna… Yeni etkinliğin ilk sorusu Edischar’ dan geliyor: Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?

Konuların bu şekil açık uçlu olması daha faydalı, bu sayede herkes aklına gelen her şeyi yazabilir. Eminim bu yeni etkinlik sayesinde hepimize birçok ilham alacağımız fikirler kalacaktır.

Tanıtımı gayet açıklayıcı yaptığımı düşünüyorum. Hadi şimdi benim düşüncelerime geçelim:

Televizyon izliyor musun sorusu biraz ucu açık bir soru çünkü ben genelde televizyon izlerim fakat netflix veya youtube tarzı platformlarda takılıyorum aynen taha arkadaşımızın da dediği gibi artık televizyon dizilerinde sürekli aynı konular işleniyor (mafya,aşiret,zengin kız fakir oğlan) bu tarz şeylerde artık pek hoşuma gitmediği için televizyon dizilerini pek izlemeyi sevmem.

Ne izlediğime gelirsek yukarıda da dediğim gibi netflix veya youtube tarzı platformlarda takılıyorum ama akşamları babamla beraber haber bültenlerini de takip etmiyor değilim :)

Bu tarz etkinlikler baya hoşuma gidiyor bundan sonraki etkinliklerede katılmayı düşünüyorum bu etkinliği düzenlediği içinde Taha ve Edischar'a da teşekkür ediyorum.

Gelmiş Geçmiş En İyi 5 Film Serisi

Film


Bugün sizlere Gelmiş Geçmiş En İyi 5 Film Serisini listeledim bu listedeki filmleri iyi olma sıralarına göre listelemedim sadece kafama göre listeledim Film özetlerini VPN ile Vikipedia'dan aldım :) neyse çok uzatmadan başlayalım.


1. Harry Potter (2001)


Harry Potter


Harry Potter'ın ailesi ağır ve şaibeli bir trafik kazasında ölmüştür. Öksüz ve yetim kalan Harry'nin sığınabileceği tek yer, arasının pek de iyi olmadığı teyzesinin yanıdır. Harry, tüm hayatı boyunca idari ailesi tarafından kötü davranışlarla büyütülür. Ancak Harry Potter artık 11 yaşındadır ve Harry'nin hayalleri ve yetenekleri günden güne su yüzüne çıkmaktadır. Kısa süre sonra Hogwarts büyücülük okuluna davet edilir. Artık tek amacı, ailesinin bu şüpheli kazasını araştırmak ve muhattaplarını cezalandırmaktır.


2. Yüzüklerin Efendisi (2001)

Yüzüklerin Efendisi


Yıllar önce üretilen ve Orta Dünya topraklarına kandan başka hiçbir şey getirmeyen yüzüklerin sonuncusu, üretiminden yüz yıllar sonra ortaya çıkar. Amcasının kendisine emanet ettiği yüzüğün nelere kadir olduğundan habersiz olan Frodo, büyücü Gandalf'ın anlattıkları sonrasında dehşete kapılır. Bu yüzükten ve müstakbel savaşlardan kurtulmanın tek yolu, gücünü toplamaya çalışan Sauron'u da engellemek için bu yüzüğü yok etmektir. Yüzüğü yok edilebileceği tek yer olan Mordor'a götürmek için kendini feda eden savaşçılardan oluşan bir ekip oluşturulur. Çok uzun ve çetin geçecek olan yolculuk başlar. Orta Dünya'nın kaderi, bu insanların ellerindedir.


3. Karayip Korsanları (2003)

Karayip Korsanları

Yerel vali Weatherby Swann'ın 12 yaşındaki kızı Elizabeth, Jamaica'ya yaptığı deniz yolculuğu esnasında bir gemi enkazıyla karşılaşırlar. Bu enkazdan kurtulabilen tek kişi küçük Will'dır. Elizabeth küçük çocuğun boynundaki altın madalyondan onun bir korsan olduğunu anlar, bu yüzden madalyonu alarak saklar. Yılar sonra Elizabeth, azılı bir korsan olan Barbossa tarafından kaçırılır. Çılgın ve iyi yürekli bir korsan olan Jack Sparrow ise Elizabeth'in çocukluk arkadaşı Will Turner'la bir olur ve kızı kurtarmaya çalışırlar. Ancak bu gizemli madalyon hayalet gemiyi harekete geçirerek gizemli incinin lanetini canlandıracaktır.


4. Açlık Oyunları (2012)

Açlık Oyunları

Yakın bir gelecekte Kuzey Amerika kuraklık ve arkasından gelen yangın ve kıtlıklarla zayıflayarak çökmüş; yerini bir başkent ve 12 eyaletten oluşan Panem adında bir ülkeye bırakmıştır. Bu yeni ülkede her sene eyaletlerden kura ile seçilen ikişer gencin katıldığı "Açlık Oyunları" düzenlenmektedir. Kısmen eğlence amaçlı, kısmen de halka göz dağı vermeyi hedefleyen bu oyunlar, ayrıca tüm Panem ülkesinde televizyonlardan da izlenmektedir. 24 farklı 'yarışmacı' bütün televizyon seyircilerinin gözleri üzerindeyken, rakiplerini eleme ve hayatta kalma mücadelesi vermektedirler.
Katniss'in 16 yaşımdaki kız kardeşi Primrose, maden yataklarıyla ünlü eyaletin 'kadın yarışmacısı' olarak seçildiğinde Katniss onun yerini almak için gönüllü olur. Erkek katılımcı Peeta ile Katniss, kendilerinden yaş ve kuvvet açısından daha büyük, güçlü ve ömürleri boyunca bu an için eğitilmiş olan rakiplerine karşı ayakta durmaya çalışırlar...
Ülkemizde Seabiscuit 'in yazar ve yönetmeni olarak tanıdığımız Gary Ross'un yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği film Suzanne Collins'in aynı adlı romanından gene Ross tarafından beyazperdeye aktarıldı. Film başrollerini ise genç oyuncular Jennifer Lawrence ve Josh Hutcherson paylaşıyor...

5. Yenilmezler (Avengers) (2012)

Avengers

SHIELD adıyla tanınan uluslararası barış örgütünün başındaki isim Nick Fury, tüm dünyanın güvenliğine karşı büyük bir tehdit oluşturan düşmanla karşı karşıya kalır. Fury, dünyayı yaklaşan bu felaketten kurtarmak için en cesur ve en 'süper' kahramanlardan oluşan bir ekip kurmak zorundadır...
İlki 1963’te yayınlanan ve o günden sonra çizgi roman fanatiklerinin mabedi haline gelen Marvel’ın en sevilen serilerinden olan "The Avengers"ın sinema uyarlaması olan yapımda baş rolleri de efsanevi bir kadro paylaşıyor: Robert Downey Jr., Chris Evans, Mark Ruffalo, Chris Hemsworth, Scarlett Johansson, Jeremy Renner, Tom Hiddleston, Stellan Skarsgard ve Samuel L. Jackson’ın yer aldığı süper kahramanlar filmi Yenilmezler'in senarist ve yönetmen koltuğunda ise Joss Whedon oturuyor.
Marvel'ın süper kahramanları Nick Fury, Hulk, Kaptan Amerika, Thor, Iron Man, Hawkeye ve Kara Dul'u (Black Widow) aynı karelerde göreceğimiz film bu yılın en gözde yapımları arasında.

Yazının sonuna geldik sizinde önerebileceğiniz film serileri var ise yorum bölümünü şenlendirebilirsiniz :)